Cemil Meriç’te “İhya” ve “Kendi”


Kendisini, “hayatını Türk irfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi” olarak tanımlayan Cemil Meriç; yaşadığı toplumun vicdanı, uyanık şuuru olmayı ve yol gösterici kimliğini her zaman muhafaza etmeyi başarmış ender münevverlerimizden biridir. Bu yönüyle Tanzimat’tan beri Avrupaîleşme sürecinde, kendi insanı ve tarihine sırtını dönen ve dramatik bir alinasyonun kurucu ögesine dönüşen ülke aydınına “kendiliğini bilme” ve kendi olarak kalma imkânını sunan nadir aydınlardan biridir. O, hayatının bütün dönemlerinde yazdıkları, konuştukları ve ortaya koyduklarının yanı sıra eylem ve söylemleriyle de batılılaşmış, halktan kopuk ülke aydınına karşı kendi toprağının sunduğu cevherden gücünü alarak müsteşriklere karşı en büyük müdafaasını yapar. Meriç’i bu şekilde tanımlamamıza imkân veren başlıca husus, düşüncelerini belli bir ideoloji ve demagojinin uzağında, ihtiraslarına kapılmadan sunmasıdır. Meriç’in düşünce dünyasını ve Batı tesirindeki Türk aydını karşısındaki münzevi durumunu incelemeye çalıştığımız bu makalemize, onun eserleri ve söyleşileri kaynak teşkil etmektedir.


Keywords


Cemil Meriç, Tanzimat, Batı.

Author: Kemal Şamlıoğlu
Number of pages: 204-213
DOI: http://dx.doi.org/10.29228/rssstudies.41890
Full text:
Paylaş:
RESEARCHER SOCIAL SCIENCE STUDIES
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.